
Sanat dünyası genellikle “başarı hikayelerini” bireysel yetenek ve mistik bir yaratıcılık üzerinden okumayı sever. Ancak bizler için bir sanatçının objektifi, sadece ışığı değil, aynı zamanda içinde bulunduğu toplumun üretim ilişkilerini ve egemen ideolojinin ihtiyaçlarını da yansıtır. İlk portre konumuz; Türkiye’den Magnum Photos’a uzanan yoluyla son dönemin en çok konuşulan ismi: Sabiha Çimen. Sanat, tarihin hiçbir

Geçtiğimiz yüzyılın şafağı, insanlık tarihinde sadece algısal değil, sınıfsal ve üretimsel bir kırılmaya işaret eder. Sanayi Devrimi’nin yarattığı devasa üretim araçlarının gürültüsü, kentleşmenin mülksüzleştirdiği kitlelerin kaotik ritmi ve emperyalist paylaşım savaşlarının yaklaşan ayak sesleri, dünyayı temsil etme biçimlerinde köklü bir değişikliği tarihsel bir zorunluluk haline getirmiştir. 19. yüzyılın sonlarına kadar burjuva estetiğinin bir uzantısı olan

Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Martin Parr, burjuva sanat çevrelerinde bir fotoğrafçı olarak anılsa da o, neo-liberal çağın en keskin görsel antropologlarından biriydi. Elli yılı aşan üretimi boyunca Parr, sadece deklanşöre basmadı; o, üretim araçlarından koparılmış ve tüketim mabetlerine hapsedilmiş modern insanın yabancılaşmasını belgeledi. Siyah-beyazın romantik “hümanizmini” reddederek, kapitalizmin parlak ambalajlı ama içi çürümüş gerçekliğini renkli

Sanat dünyası yıllardır yapay bir ikilem arasında sıkışıp kalmıştır. Bir yanda Roger Scruton gibi muhafazakâr estetikçiler, fotoğrafı “ruhsuz bir mekanik süreç” olarak aşağılarken; diğer yanda Sean O’Hagan gibi liberal eleştirmenler, onu “galeri duvarlarına asılabilir bir meta” olduğu ölçüde yüceltmektedir. Biz, tarihin ışığında bu tartışmaya müdahil oluyor ve diyoruz ki: Her iki taraf da yanılmaktadır. Çünkü

The Bang Bang Club, olayın gerçek kahramanlarının kaleme aldığı aynı adlı kitaptan uyarlanmış bir filmdir. Filmdeki Kevin Carter‘ın o meşhur karesi ise liberal etiğin ve burjuva ahlakının kendi kuyruğunu kovaladığı, çıkışı olmayan bir labirent gibidir. Fotoğrafçılık üzerine yapılmış etik tartışmalar, dünyayı ve acıyı sadece yorumlamak ve bireysel vicdanı aklamak üzerine kuruludur. Kevin Carter’ın Sudan’da

Tarih bize şunu öğretir: Bireyin bilincini belirleyen şey onun toplumsal varlığıdır. Vivian Maier (1926-2009), 20. yüzyıl Amerikan kapitalizminin kalbinde, Chicago ve New York sokaklarında yaşayan bir hayaletti. Mesleği dadılıktı; yani burjuvazinin çocuklarını büyüten, duygusal ve fiziksel emeğini satarak hayatta kalan bir mülksüzdü. Ancak Maier, bu maddi gerçekliğin antitezi olarak, elinde bir Rolleiflex kamera ile dünyanın
